MERT SANDALCI

Mert Sandalcı - Müzikler

MÜZİK > MÜZİKLER

COPLAND, AARON 05
RODEO
ZUBIN MEHTA / L. A. PHILARMONIC ORCHESTRA
CREEDENCE CLEARWATER REVIVAL 01
CREEDENCE CLEARWATER (1968) /
JALACY SCREAMIN’ JAY (1956)
I PUT A SPELL ON YOU
CREEDENCE CLEARWATER REVIVAL 02
BAYOU COUNTRY (1969)
PROUD MARY
CREEDENCE CLEARWATER REVIVAL 03
WILLY AND THE POOR BOYS (1969)
DOWN ON THE CORNER
CREEDENCE CLEARWATER REVIVAL 04
COSMO’S FACTORY (1970)
LOOKIN’ OUT MY BACK DOOR
CREEDENCE CLEARWATER REVIVAL 05
COSMO’S FACTORY (1970)
WHO’LL STOP THE RAIN
CREEDENCE CLEARWATER REVIVAL 06
COSMO’S FACTORY (1970)
I HEARD IT THROUGH THE GRAPEVINE
CREEDENCE CLEARWATER REVIVAL 07
PENDULUM (1971)
HAVE YOU EVER SEEN THE RAIN?
ÇUHACIYAN, DİKRAN 01
IN THE FOOTSTEPS OF TCHOUHADJIAN (BELGESEL)

ERMENİ BESTECİLER

Sayıları az da olsa ruhumu okşayan bazı Ermeni Bestecilere ait eserler var. Bunların tamamını 40 yaşımdan sonra tanıdım desem yanlış olmaz. Özellikle Dikran Efendi Çuhacıyan ve müthiş opereti Leblebici Horhor…
60’ların başında Radyoda yapılan İpana’nın Liselerarası Bilgi Yarışmalarında çıkan bu soruyu bilirdim: “Türkiye’nin ilk opereti hangisidir” Bilirdim ama dinlemek kısmet olmamıştı neyse…
İyi ki geç de olsa tanımışım…
Bilmeyenler için Google’dan hayatı ile ilgili özeti buraya naklediyorum:
Çuhacıyan, öğrenimine Manzoni’den aldığı piyano dersleri ile başlamıştı ve 22 yaşında Hasköy Mahalle Tiyatrosu’nun müzik işleri sorumlusu olmuştu. Çok geçmeden 14 Aralık 1861’de açılan Şark Tiyatrosu için sahne müzikleri bestelemeye başladı. Ertesi yılın mart ayında ise “Şark Musiki Cemiyeti” anlamına gelen “Knar Arevelyan” adlı derneği kurdu. Sahne müzikleri ve operet türünde yazdığı müziklerle ün kazanan besteci, babası tarafından öğrenim görmek üzere 1862-1866 yılları arasında Milano Konservatuvarı’na gönderildi. İstanbul’a dönüşünde; bestelediği orkestra ve koro parçaları ile marşları, Şark Tiyatrosu’nda kendisi yönetti.
Temmuz 1874’te Beyoğlu Hacopulo Geçidi’nde Adam’ın Konser Salonu’nda 30 kişilik bir opera topluluğu kurdu. Bu girişimi özellikle Güllü Agop tarafından hayli antipatik karşılandı. Çuhacıyan, Yeğyazar Melikyan adlı varlıklı birinden maddi destek sağlayınca Osmanlı Opera Kumpanyasını kurdu. Dikran Kalemciyan ile birlikte Ramazan ayında, Beyazıt’taki askeri misafirhanede yerli ve yabancı eser temsillerine başladı. Burada ilk olarak kendisinin bestelediği Mekteb Ustası ve Şair Evlenmesi temsil edildi.
Osmanlı Opera Kumpanyasının kullandığı Beyazıt’taki Askeri Misafirhane’nin 1875 yılında tadilata girmesinden sonra Çuhacıyan, 40.000 frank karşılığı Fransız Tiyatrosu’nu kiralayarak 11 Ocak 1876 tarihinde Leblebici Horhor Ağa adlı eserini sahneye koydu. Bir süre sonra kumpanyanın yaşadığı sıkıntılı günler neticesinde Çuhacıyan kumpanyanın yönetimini devretti. Aralık 1878’de aynı toplulukla Edirne’ye giderek kendi eserlerini yönetti. Bu dönemde Rus Çarı II. Aleksandr tarafından “San Stanislas” nişanına layık görüldü. Daha sonra imzalanan Ayastefanos Antlaşması’nın şerefine İstanbul’da düzenlenen törenin ardından gerçekleşen konserde kendi eserlerini yönetti ve Padişah II. Abdülhamid tarafından da ödüllendirildi.
1890 yılında yazdığı Zemire adlı eseri bir yıl sonra İstanbul’daki bir Fransız tiyatrosu olan Concordia Tiyatrosu’nda Bennati Topluluğu tarafından sahnelendi. Bu temsilden sonra besteci bir süreliğine Fransa’ya gitti. Kendisine hami ve mali destek olacak bir zengin ile çalışacak olsa da hamisinin aniden ölümüyle ortada kaldı. Bir yıl kaldığı Fransa’da sıkıntılı günler yaşadıktan sonra 1892’de Türkiye’ye döndü. 1898’e kadar İstanbul’da Çuhacıyan, Padişah II. Abdülhamid için bestelediği Hamidiye Marşını Malûmat Gazetesinde yayımladı. Fakat Çuhacıyan kanser illetine yakalanmıştı ve bu hastalık nüksedince tedavi için Paris’e tekrar geri dönmeye karar verdi. Paris yolculuğu için İzmir’e giden Dikran Çuhacıyan, bu kentte iken, 21 Mart 1898’de kanser hastalığına yenilerek İzmir’de hayatını kaybetti. Cenazesi İzmir Ermeni Mezarlığı’na gömüldü.
Leblebici Horhor operetine gelince;
Operetin Takvor Nalyan tarafından hazırlanan (Ocak 1876’da dünya prömiyeri yapılan) orijinal ilk versiyonunda olaylar, İstanbul’da henüz yeniçeri ocağının kapanmadığı bir devirde geçmektedir. Mirasyedi Hurşid Bey, Şile’deki bir gezintisi sırasında Leblebici Horhor’un kızı Fadime’yi görür. Birbirlerini ilk bakışta seven ve âşık olan gençler Kağıthane’de gizlice buluşur; birbirleri ile evlenmek isterler.
Leblebici Horhor Efendi bu evliliğe karşı çıkınca Hurşit Bey Fadime’yi Şile’ye kaçırır; konağında saklar. Kızını Hurşit Bey’in elinden almak için kadın kılığına giren Leblebici Horhor Efendi yakalanır. Hurşit Bey’in adamlarından dayak yer.
Küçük düşen Leblebici Horhor Ağa, kızı Fadime’yi Hurşit Bey’in elinden almayı bir kez daha denemek üzere İstanbul’un bütün leblebicilerini toplar. Bir yanda Hurşit Bey’in adamları, bir yanda Leblebici Horhor Efendi’nin leblebicileri ve öte yanda da yeniçeriler birbirlerine girerler. Bostancıbaşı, herkesi yatıştırır; tarafları dinler. Bostancıbaşı’nın zorlaması ile Leblebici Horhor Efendi bu evliliğe razı olur, olay tatlıya bağlanır. Eserin sonradan yazılan ikinci librettosunda hikâye tamamen değişmiştir. Bu haliyle filme alınan eserin orijinalindeki lezzet uçar gider…

ÇUHACIYAN, DİKRAN 02 / MİTHAT EFENDİ
GAZİ OSMAN PAŞA MARŞI