MERT SANDALCI

Mert Sandalcı - Müzikler

MÜZİK > MÜZİKLER

VANGELIS 03
OPERA SAUVAGE / HYMNE
VANGELIS 04
ANTARTICA
THEME FROM ANTARTICA
VASILI SOLOV’EV SEDOJ
PAD MOSCOW NİYEVEÇERA

DIMITRI HVOROSTAVSKY / ANNA RETREBKO

WILLIAMS, RALPH VAUGHAN 01
A SEA SYMPHONIE

BBC PROMS

WILLIAMS, RALPH VAUGHAN 02
SINFONIA ANTARTICA

ANDRE PREVIN/ LONDON SYMPHONY ORCHESTRA

WILLIAMS, RALPH VAUGHAN 03
FANTASIA ON GREENSLEEVES
WILLIAMS, RALPH VAUGHAN 04
TUBA KONÇERTOSU

JA’TTIK CLARCK / CORVALLIS CSU SYMPHONIE ORCHESTRA

WILLIAMS, RALPH VAUGHAN 05
THE LARK ASCENDING

DAVID NOLAN/ VERNON HADLEY / LONDON PHILARMONIC ORCHESTRA

YARDBIRDS - STILL I’M SAD

Grundig TK 24’te Yesterday’den sonra beni en çok etkileyen parça “Still I’m sad” idi. Dinlerken hep ürpermiş, yüzü uzun, siyah tayt giyinmiş şeytan kılıklı yaratıkların odada dolaştığını düşündürmüştür. Buna rağmen çocuk halimle mazohistçe bir duygu ile gece vakti, karanlıkta, yalnız başımayken dinlerdim.
Yardbirds gurubunun kurucularından ve bu gurupta 1968’e kadar çalışan daha sonra Led Zeppelin’e katılan ünlü gitaristi Jimmy Page’in hayatına dair okuduğum birkaç satır galiba neden bu hislerle kapıldığımı anlatıyor:
Led Zeppelin’in IV. Albümünün kapağı için Jimmy Page tarafından seçilen Zoso simgesi, grubun başta Page olmak üzere tüm üyeleri için ‘Satanizm’ ve ‘Kara Büyü’ söylentilerinin çıkmasına neden olmuştu. Özellikle Jimmy Page’in simya, kabala vb. Hermetik konulara olan yoğun ilgisi zaten bu tür söylentilere zemin hazırlamıştı. Page, Led Zeppelin’in bugün çoğu katalogda ‘isimsiz’ olarak geçen IV. Albümününün kapağı için de ünlü 16 yüzyıl hermetiği J. Cardan’ın 1557 tarihli ‘Ars Magica Arteficii’ isimli kitabında yer alan bir simgeyi seçmişti.
Küçük bir çocuktum, hiç bir şey bilmiyordum ama, hissediyordum zahir…

YES 00

YES…
Bir site kurdum, içinde “müzikler” adında bir başlık olsun istedim. Nedeni kendimi anlatmaktı, yol arkadaşı edinmekti, benim dinlediğim müziği anlayabilen, beyinlerimizi birlikte titretebileceğimiz insanlara, dostlara bir arada olabilmekti.
Bir süre sonra anladım, parmak izi eşini bulabilmek kadar zordu bu iş… Dünyada çok az insan benim kadar müzik dinlemeye vakit ayırabilirdi. Beyhude bir çabaydı aslında benimkisi…
Ancak çevremde tek tük ışıklar yanmıyor değildi, onlar bu büyük karanlığın içinde küçük küçük ışıklar olsalar da karanlık o derece koyuydu ki onları görebiliyor, onlara elimi uzatabiliyordum.
Son yıllarda uzayın ulaşabildiğimiz, görüntülemeyi başarabildiğimiz derinliklerinden henüz bir ses duyamadık. Şu günlerde milyon ışık yıllarını aşıp, kara deliklere ulaşabildik, onları görüntüledik, o halde çalışıp çabalayarak Mikrokozmozumuzu da bir an evvel geliştirmek, bu büyüklükleri kavrayabilmek için bedenimizi, ruhumuzu ve aklımızı bilinenlerin ötesinde bir başka alemde şekillendirmeye başlamalı, hayatı ve varoluşu başka boyutlarda sorgulamalıyız.
İşte YES bu çabamızda yanı başımızdaki ses olacaktır…
“YES” kurulduğu günden günümüze “Progresif Rock” denilen müzik türünde XX ve XXI yy müziğine damgasını vurmuş bir topluluktur. Bu müzik gurubunun üyeleri dünyaya ve ruh alemimize çok farklı bir yerden bakarlar. Eğer onların çok melodili, karmaşık, ancak bir o kadar da lirik müziğini çözebilir ve tadına varabilirseniz, ruhunuzu fazlasıyla doyurmuş olur, sonu belli gelecekten ve evrenin büyüklüğünden ürküp mutsuz yaşamak yerine hep keyifle, hep dolu dolu yaşar, sonsuzluğa katılmak için vakit geldiğinde hayranlıkla ezberlediğiniz melodileri duyumsayarak yola çıkarsınız… YES ile ilgili çok lâf etmektense dinlemek daha iyi olacak, ayrıca belirteyim, topluluk elemanların kendi diskografileri de sitede yer alıyor…

YES, KAYDA DEĞER ALBÜMLER. SANATÇILAR, YORUMLAR:
YES (1969): YES 1-YES 5
Jon Anderson - Vokal
Peter Banks: Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Tony Kaye - Piyano, Hammond Org, Moog
Bill Bruford - Davul, Perküsyon

YES’in ortaya çıkışı Beatles, Rolling Stones ve benzerlerinin en zirvede olduğu 60’lı yılların sonunda oldu. Dünyaya farklı birşeyler söylemek üzere bir araya gelen bu gençlerin başarı dolu serüvenleri Speakeasy adlı bir gece kulübünde Ahmet Ertegün önünde çalmaları, keşfedilmeleri ve Atlantic Records ailesine katılmalarıyla başlar.
İlk LP’de Özellikle “Survival” ve “Looking Around” beni en çok etkileyen parçalar olmuştur. Her iki parça da YES’in karakteristik özelliklerinin daha ilk günden ortaya konduğu parçalar olarak dikkat çeker. Albümde diğer kayda değer eserler sırasıyla “Sweetness”, “Harold Land” ve bir Beatles şarkısı olan “Yesterday and Today”dir.

TIME AND A WORD (1970): YES 6 - YES 10
Jon Anderson - Vokal
Peter Banks: Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Tony Kaye - Piyano, Hammond Org, Moog
Bill Bruford - Davul, Perküsyon

Benim Time and a Word albümüne sahip olmam 1975 yılı olmalı. Albümü pikaba yerleştirdiğimde daha ilk parçadan uçmuştum. Senfonik giriş, ardından bas gitar… Ve gelecekte vazgeçemeyeceğim vokallerin ilk sinyalleri… 2. parça “Then”, 4. parça “Sweet dreams” ve 8. parça “Time and a Word” defalarca dinlediğim müthiş şarkılar olarak benim Yes diskografimde öncelikli yerlerini aldılar. 3 parça da benzer karakterde idi. O sıralarda eşime sırılsıklam aşıktım müthiş özlüyordum ancak kendisi Amerika’da ben İstanbul’da 2 yıl boyunca sadece yazları görüşebiliyorduk…
“Sweet Dreams can solve the future”
Benim için yazılmış şarkıydı…
Son olarak Astral Traveller’da çok dinleniyordu, org sololarında bas gitarla yapılan keyifli sohbet, gelecek zengin günlerin habercisi idi.

THE YES ALBUM (1971): YES 11 - YES 15
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vachalia Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Tony Kaye - Piyano, Hammond Org, Moog
Bill Bruford - Davul, Perküsyon

The Yes Albüm “Yours Is No Disgrace” ile başlıyordu. Tam bir klasik YES parçası… Ben bu parçayı YES’in ileriki yıllarda birbirinden zengin melodilerle bezeli eserlerinin ilk örneklerinden biri olarak görürüm. Parçanın 10 dakikaya yaklaşması ile gurubun bir başka özelliği de bu parçada karşımıza çıkar. Bunca zenginliğin ardından gurubun ileride de benzerleri karşımıza çıkacak sürprizlerinden biri gelir. “The Clap”… Steve Howe’un, yeni doğan oğlu için bestelediği ve solo olarak seslendirdiği parça bir Amerikan kovboy şarkısını andırır.
“Starship Trooper” sıradaki 3. parçadır. Gurup 2. albümlerindeki Astral Traveller’dan sonra yeni bir uzay yolculuğuna çıkar adeta, Parça 9 dakikayı aşmıştır. Kendi içinde 3 ayrı bölümden oluşur, Son bölüm, “Würm” kuzey buzullarının erimesini minimalist bir yaklaşımla harika anlatır. LP’nin ikinci yüzü yine fantastik melodilerin iç içe geçmesi ile başlar. Bu arada Hammond Org ve moog’da Tony Kaye guruba veda ederken yerini dünyanın en müthiş rock klavye üstadı Rick Wakeman’a miras bırakmaktadır…
“I’ve seen all good people” iki bölümden oluşur, “Your Move ve “All good people”. İnanılmaz ritm ve melodi değişimleri, zenginlikleri şarkıyı tüm zamanların YES klasiklerinden biri yapar. Howe bu parçada Portekiz Gitarı kullanırken iki flütün taşıdığı melodi eserde barok döneminin esintilerini duyurur bizlere, daha sonra güçlü bir kilise orgu da müziği tamamlar. Ve her zamanki gibi ani bir silkinişle rock’un kucağına düşeriz. Parça klasik bir YES eseri olup orijinalinde 9 dakikayı aşmıştır. 2002 yılında verilen muhteşem konserin kapanışında, ilk çalınışından 31 yıl sonra, müthiş…
LP’den son olarak sitede yer alacak parça “perpetual change”… Klasik ve müthiş zengin bir melodi birikimi ile 9 dakikayı bulan klasik bir “YES” eseridir.

FRAGILE (1971) YES 16 - YES 24
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Rick Wakeman - Hammond organ, Grand piano, RMI 368 Electra-Piano and Harpsichord, Mellotron, Minimoog synthesiser
Bill Bruford - Davul, Perküsyon

Fragile aslında YES’in tek bir şarkı ile Amerika’da çok tutulduğu, 3. albümüdür. Her ne hikmetse albümün ilk parçası “Roundabout” 45’lik olarak Yes’in Amerika’da ve tüm dünyada bilinir olmasını sağlamıştır. Bana kalırsa YES bu şarkıyı sanki sözüm ona rock dinleyenlerin arasından müziğine ilgi duyabileceklere kendini tanıtmak için özel olarak yapmıştır, kısacası “roundabout” bir yemdir. Tıpkı 1983 yılında piyasaya sürülen “Owner of a Lonely Heart” gibi…
Fragile guruba Rick Wakeman’ın katılmış olmasıyla bir nirengi noktası hüviyeti kazanmıştır. Gurubun “sound”u bu yeni katılımla klasik öğelerin daha fazla yer aldığı bir başka yöne doğru evrilir. Wakeman gurubu kiliseyle tanıştırmıştır adeta.
Fragile albümünde Rick Wakeman’dan başka yıllar sürecek çok önemli bir birlikteliğe daha adım atılmıştır. YES’e plak kapakları üzerinden müthiş bir kimlik kazandıran, Yes’in müziğini adeta resmeden Roger Dean’in de gurupla çalışmaya başlaması bu albümle olur. YES logosu ortaya çıkar…

Albümün, karakteristik, ancak art niyetli bir Yes eseri olan Roundabout’tan sonra Rick Wakeman’ın varlığı hemen kendini hissettirir. “Cans and Bhrams”… Bhrams’ın IV. Senfonisinin 3. Bölümünden aranje edilen eser, sanki benim ve benim gibiler için yazılmıştır. 2 dakika bile sürmeyen eser YES’in geleceğinde ne gibi sürprizler yaşanacağının, YES konserlerine gidenlerin nelere hazırlıklı olmaları gerektiğinin habercisidir. Küçük kardeşi klasik piyanonun başında ter dökerken kendisi rock müziğine balıklama atlamak üzere olan benim için ise terk etmek üzere olduğum anavatanımdan duyulan sesler gibidir ve çok etkileyicidir… Rick Wakeman hemen başlı başına bir araştırma konusu olarak karşımdadır artık…
Albümün

  1. parçası “We Have Heaven” ise minimalist karakterde mini mini keyifli bir geçiş parçasıdır. “Tell the moon dog, tell the march hare”…
  2. parça “South Side of the Sky” insanı tam da şarkının başlığındaki yere götürür… Topluluğun mükemmel uyumunu sergilediği muhteşem bir iş… Vokallere katılıp kendinden geçer insan…
  3. parça “Five Per Cent for Nothing” 30 saniye sürer, bass line başlı başına bir keyif, ağıza çalınan bir parmak baldır.
  4. parça “Long Distance Runaround” klasik bir Yes ürünüdür. Mükemmeldir.
  5. parça “The Fish (Schindleria Praematurus)” son derece ilginç bir Chris Squire bestesidir. Squire’nin banyoda çok uzun süre kalmasından dolayı arkadaşları kendisine “Fish” lakabını takmışlardı. Konserlerde Squire solosu olarak yer alan parça keyifli bir bas solo imkânı sunar…
  6. parça “Mood For a Day” Bir Steve Howe solosudur. İnsanın bu eserde vokal yapası gelir ve yapar da… Kalbinizin barok bölgesine dokunur şöyle bir… Ne yazık ki bestecisinden temiz bir kayıt bulamadım.
  7. parça “Heart of the Sunrise” kimine göre şehrin içinde kaybolmayı, kimine göre güneşten gelen yaşamı anlatır… Gurup üyeleri de çok farklı duygular içinde çalarlar… Klasik bir YES ürünüdür. 11 dakika ile albümün en uzun parçasıdır.

CLOSE TO THE EDGE (1972) YES 25 - YES 27
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vachalia Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Rick Wakeman - Hammond organ, Grand piano, RMI 368 Electra-Piano and Harpsichord, Mellotron, Minimoog synthesiser
Bill Bruford - Davul, Perküsyon

Close to the Edge, albümünü ilk kez dinlediğimde ürpermiştim açıkçası. Dünyanın evrende özel bir bir yeri olduğunu hatırlatarak başlıyordu, ardından inanılmaz bir kakafoni ve düzlüğe çıkış… Ses dünyasında melodinin ne kadar önemli olduğunu hissetmek. Albüm her ne kadar üç parçadan oluşuyor gibi gözükse de her iki yüzü birbirine bağlı olarak bir kerede soluksuz dinlenebilir.

TALES FROM TOPOGRAPHIC OCEAN (1973) YES 28
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Rick Wakeman - Hammond organ, Grand piano, RMI 368 Electra-Piano and Harpsichord, Mellotron, Minimoog synthesiser
Alan White - Davul, Perküsyon

Tales From Topographic Ocean YES’in beni en çok etkileyen eseridir. Eser 4 bölümden oluşuyor gibi gözükse de bunu klasik bir senfoninin 4 bölümü olarak ele alabilir, bölümlere ait konu başlıklarının üzerinde durmadan, tek bir eser olarak kabul edebiliriz. 80 dakika süren eser, senfonik rock, progressive rock türünde ortaya konmuş çok önemli bir başyapıttır. Hiç üşenmeden tüm sözlerini keyifle ezberlediğim eser bana dünya dışındaki oksijensiz gezegenlerde nasıl yaşanacağını anlatır, zaman zaman Kapadokya’da nefessiz kalmak gibi bir duygudur yaşadığım. Eser son bölümünde bana güneşin tüm kötülüklerini, zararlarını tehlikelerini unutturur… Güneşi sevmeliyim, çünkü onun bir parçasıyım fikrine inandırır beni…
Bilim insanları günün birinde uzayı mekân eyleyebilirlerse dönemin sosyologları bu eseri tarihin tozlu raflarından çıkaracak ve YES için bakın adamlar bu günleri nasıl hayal etmişler diyeceklerdir.

Müzik dünyamın kuşkusuz 1 numarası olan bu eser bana kendi kimliğinden başlamak üzere insanlığın tümünü, güneş sistemini, planetleri bu büyüklükler karşısında yalnızlığımı yüreğimde hissettirir… Ve bir an düşünürüm ne kadar boş, boşa yaşıyorum, dünya evrenin duvarına çarpıp un ufak olduğunda neyim ben, neyiz biz…
Ancak YES’in müziği tüm bu fikirlerin sonucu bir ümitsizlik ve boş vermişlikten de uzak tutar beni. Bu noktada beni tekrar dünyaya bağlayan YES’in müziğidir. Melodi zenginliği, yorum zenginliği ile yaşama, yaşamın bir parçası olmaya inandırmıştır beni. Böylesi bir keyfi yaşamalıyım olabildiğince tıpkı karıncalar gibi…
YES karıncaları ve onların yaşamlarını düşündürmüştür bana…
Ben de binlerce yıl sonra işçi bir karınca gibi anılacak mıydım acep… Günü geldiğinde yuvadaki ana kraliçe YES olacaktı, bir dönemden bahsedilirken belgelerde YES notaları, sözleri olacak, kulaklarda sadece YES duyulacaktı. Benim ise tarihte tozum bile kalmayacaktı, biliyordum. Ölümün ne olduğunu bile bile yuvada heyecanla koşuşturan sonra da dünyadan silinecek işçi karıncalardandım ben. YES’i anlamak ve sevmek böyle bir şeydi işte, yaradılışla ilgili felsefeleri gözden geçirmek ve zor olanı kabullenmek…

Eseri gurubun gelişimi açısından da ele almak gerekirse, bu eserde gurubun davulcusunun değişmiş olduğunu görürüz. YES’in kuruluşundan itibaren vurmalı sazlarını çalan Bill Bruford guruptan ayrılmıştır. Bruford 1975’e kadar YES ve King Crimson’da çalışmış daha sonra bir süre Genesis’te çalışmıştır. Sonraki yıllarda King Crimson ile bir araya gelmiş, Earthworks gurubunu kurmuş ve modern caz yapmıştır. Bu yıllar içinde zaman zaman YES ile de birlikte olmuş, Chris Squire nin yer almadığı ABWH (Anderson, Bruford, Wakeman, Howe) gurubuyla, müthiş konser performansları sergilemiş, geniş katılımlı YES konserlerinde özellikle “talking drum” kullanarak Alan White ile birlikte müthiş performanslar sergilemişlerdir.

RELAYER (1974) YES 29 - 31
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Patrick Moraz - Klavye
Alan White - Davul, Perküsyon

1974 yılında piyasaya sürülen Relayer albümü de öncekiler gibi karakteristik bir YES albümüdür. Özellikle albümün ilk parçası “The Gate Of Delirium” bir progresiv rock şaheseridir. Şarkının belki de insanın delirium halinden çıkışı anlatan “soon” adlı bölümü, YES’in ve Jon Anderson’un kariyerinde yer alan en muhteşem işlerden biridir. 1974’de Rick Wakeman özel çalışmalarının yoğunluğu nedeniyle guruptan ayrılması üzerine gurubun hayranı olan İsviçreli Patrick Moraz ile çalışmaya başlamıştır. Bu albümle beraber guruba tam bir uyum sağlayan Moraz da YES’in vazgeçilmez üyelerinden biri olmuştur.
Albümün kapak çalışması, müziğin anlatılan konu ile uyumu, “Relayer” albümünü bende belli aralıklarla dinlemek ruh sıkıntılarına karşı bir ilaç olarak dinlemek ihtiyacını doğurmuştur.

YESTERDAYS (1975) YES 32 - 33
1975’de YES piyasaya o güne kadar hit olmuş şarkılarının ağırlıklı olduğu bir albüm çıkarır. Bu albümde iki yeni YES yapıtı yer alır. Bunlardan ilki albümün giriş şarkısı olan America’dır. Bu parça bir Simon & Art Garfunkel bestesidir. Derleme olan albümde orkestra elemanları parçalarda ufak tefek değişiklikler gösterir. America’da gurup aşağıdaki elemanlardan oluşur:
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Rick Wakeman - Elektronik klavye
Bill Bruford- Davul, Perküsyon

Albümde yer alan ikinci yeni şarkı, Dear Father’de ise gurup aşağıdaki elemanlardan kurulmuştur:
Jon Anderson - Vokal
Peter Banks - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Tony Kaye - Piyano, Hammond Org, Moog
Bill Bruford- Davul, Perküsyon şeklinde oluşur.

GOING FOR THE ONE (1977) YES 34 - 38
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Rick Wakeman - Elektronik klavye
Alan White - Davul, Perküsyon

Yes’in artık olgunluk dönemi diyebileceğimiz eserlerindendir. 5 bölümden oluşur. “Going For The One”, “Turn of the Century”, “Paralleles”, albümün ilk yüzünde yer alır. İkinci yüzde ise “Wonderous Stories ve “Awaken” adlı parçalar bulunmaktadır. Plak kapağında Roger Dean ile çalışılmamış, farklı bir dizayn geliştirilmiştir. Zaten albümün ilk notalarının duyulması ile birlikte anlatılanın artık bir “landscape” değil, kalabalık bir megapol olduğu düşünülebilir. Belki de bu nedenle Dean’dan vazgeçilmiştir.
Albüm hiç kuşkusuz tümüyle nefessiz dinlenilebilir. Ben YES’in yeni bir Rick Wakeman soundu yakaladığını düşünürüm.

TORMATO (1978) YES 39 - 45
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Rick Wakeman - Elektronik klavye
Alan White - Davul, Perküsyon

YES’in yeni sound’unu pekiştirdiği albüm… Giriş parçası her nasılsa aklımda yer etmemiş, hatta pas geçmişim, yıllar sonra ilk kez dinledim, seçkiye dahil ettim. YES artık bu tarihlerde başta Wakeman ve Anderson olmak üzere kendi elemanlarının yaptığı solo albümlerle yarışıyordu. Grup üyeleri ayrı ayrı o kadar iyi işler çıkarıyordu ki… Buna rağmen Tormato değerinden hiçbir şey kaybetmemiş, mükemmel bir albüm olarak tarihe geçti. Tormato YES’in tam kadro ve üstün yaratıcılıkla ürettiği son albümdü. Bu albümün ardından çıkan albümler her daim eski YES’i aratmıştır. Yeni albümlerdeki eserlerin başarı oranları %20’leri zor bulur. Hele ki 1980’de yayınlanan Drama tam bir düş kırıklığı yaratmıştır. Rick Wakeman ve Jon Anderson’un yer almadığı gurupta Geoff Downes ve Trevor Horn ile birlikte melodi terk edilmiş, YES sıradanlaşmıştır. Albümün en keyifli parçalarından biri Onward için yazmıştım:
ONWARD…
Vivaldi nasıl mevsimleri anlatmışsa, ,
Dvorak nasıl Amerika’yı anlatmışsa,
Philiph Glass nasıl Itaipu Barajını anlatmışsa ve dahi niceleri, neleri anlatmışlar ve anlatmak istemişlerse…
Onward kadın ve erkeğin cinsellikten, yemeden içmeden, kusmaktan ve ölmekten, bebeklikten ve yaşlılıktan, istenmeyen her türlü kıllarından ari bir rüya halini anlatır…
Aşık olduğunda gördüğün gibi…
Öyleydi gerçekten…
Gerçeği görmek değil, görmek istediğini görmek…
Müzik mi?
Yanı başımdaydı işte..
Bu yüzden YES her şeyimdi..
Gözümü kapamak yetiyordu…
Sözleri koydum.
Haydi ikinci sesler, üçüncü sesler, cennet şarkılarından…

DRAMA (1980)
Trevor Horn – Vokal
Steve Hove - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Geoff Downes - Elektronik klavye
Alan White - Davul, Perküsyon

Albüm gerçek bir fiyaskoydu. İçinde kayda değer hiçbir eser yoktu.

90125 (1983) YES 46 - 48
Jon Anderson - Vokal
Trevor Robin- Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Tony Kaye - Elektronik klavye
Alan White - Davul, Perküsyon

1983’de gurubun 5 yıldır ortada olmadığı düşünüldüğünde yeni bir hareket gerekmiş, “90125” piyasaya sürülmüştür. Jon Anderson guruba dönmüş, Rick Wakeman o tarihlerde kapıldığı “New Age” akımının etkisiyle olsa gerek giderek “Richard Clayderman” taklidi, berbat işler yapmaya başlamıştır. Yerine Tony Kaye klavyenin başına geçmiştir. Bu arada koca çınar Steve Howe’un da kafası atmış olmalı ki o da ASIA gurubuna katılmış, yerini Trevor Robin’e bırakmıştır. YES’in bu kadrosu ile yapabilecekleri kısıtlı olmasına karşın tekrardan doğması gerekmektedir. Kurtarıcı rolünde Trevor Robin vardır. Ortaya Amerika ve Dünya listelerinde çok tutulan, YES’i liste başlarına getiren “Owner of a Lonely Heart” parçası çıkar. Trevor Robin’in bu bestesinde solist Jon Aderson’un bilinilirliği zirve yapar, bende ise büyük hayal kırıklığı… Fragile albümünün Roundabout’unun benzeri bu iş ondan çok daha kötü olmasına karşın popçular tarafından zirveye taşınır. Bu arada bizleri de düşünen gurup, aslında Chris Squire’in ve Alan White’ın üstün gayretleri ile bir iki iyi iş çıkarır. Ancak şu bir gerçek ki YES felsefe olarak da artık bitmiş gibidir. Kısa nakaratlarla uzayıp giden basit şarkı sözleri durumun vahametini gösterir…
Albümde bana göre kayda değer 3 parça vardır:
Hold On, It Can Happen ve Leave It…

BIG GENERATOR (1987) YES 49
Jon Anderson - Vokal
Trevor Robin- Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Tony Kaye - Elektronik klavye
Alan White - Davul, Perküsyon

1987 yılında piyasaya sürülen Big Generator albümü için tam bir fiyaskoydu desem yalnış olmaz. Albümün giriş parçası Rhythm of Love dışında tüm eserler sıradan şarkılar olmaktan öteye gidemediler.

ABWH (1989) YES
Jon Anderson – Vokal
Bill Bruford – Talking Drums, davul
Rick Wakeman – Elektronik klavye
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal

1988 yılında Jon Anderson, Bill Bruford, Rick Wakeman ve Steve Howe bir araya gelerek yeni bir gurup oluşturmak istediler. Sanırım Big Generator’dan memnun kalınmamıştı. Chris Squire olmayacaktı. Yaptıkları yegâne albümde bas gitarı çok önemli bir isim, Tony Levin çaldı. Matt Clifford klavyede, Milton Mc Donald’ta ritm gitarda guruba katıldılar. The Oxford Circus Singers geri vokal gurubu olarak albümde yer aldı. Jon Anderson o tarihlerde birlikte çalıştığı Vangelis’in de bazı bestelere katkı yapmasını sağladı. Albümden 6 klasik YES şarkısı çıktı.

UNION (1991) YES 50 -51
Jon Anderson – Vokal
Steve Howe- Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Trevor Robin- Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire – Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Tony Levin – Basgitar
Rick Wakeman – Elektronik klavye
Tony Kaye – Elektronik klavye
Jonathan Elias – Klavye
Bill Bruford – Talking Drums, davul
Alan White – Davul, Perküsyon

1991’de büyük bir organizasyona imza atıldı. Büyük olması YES’te o güne kadar yer alan sanatçıların çoğunun aynı anda çalıyor olması idi. Konserler harikaydı ancak sadece eski parçalar… Klavyeler, perküsyonlar, bas gitar ve gitarlar çifter çifterdi. Ancak bu gurup ve çıkılan tur için besteler çok zayıf kaldı. Akılda kalan tek parça “I Would Have Forever” idi. Steve Howe’un “Masquerade ise albümü kurtarmaya yetmeyecekti.

TALK (1994) YES-52
Jon Anderson - Vokal
Trevor Robin- Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Tony Kaye - Elektronik klavye
Alan White - Davul, Perküsyon

YES şarkıları melodik anlamda tamamen yolun sonuna gelmiş gibiydi. Bu albümde de “I’am Waiting” dışında hiçbir eser dikkat çekmedi. Jon Anderson’un gurup dışı çalışmaları ve berbat Tahiti müziğinden etkilenerek beste yeteneğini bir süreliğine kaybetmesi gurubun artık iyice sallanmasına neden olmaya başlamıştı.

KEYS TO ASCENSION (1996) YES
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Rick Wakeman - Elektronik klavye
Alan White - Davul, perküsyon

2 CD’den oluşan bu albümde ilk CD ve ikinci CD’nin yarısı eski parçalardan oluşuyordu. Bu nedenle mükemmel 5’li işbaşında idi. Albümde yer alan iki yeni parça da yetersizdi.

KEYS TO ASCENSION-2 (1997) YES - 53
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Rick Wakeman - Elektronik klavye
Alan White - Davul, Perküsyon

Gurubun eski parçalarının yeni konser kayıtları ile yapılan bu ikinci albümde yer alan yeni şarkılar da çok zayıftı, biri hariç… “Mind Drive”… Bu parça bana gurubun ileride küllerinden yeniden doğabileceğinin, melodi yazabilme yeteneklerinin ölmediğinin sinyalini vermişti… İki albüm, 4 CD’den oluşan Key to Ascension albümü aslında YES’in bir “best of” çalışması idi. Bütün bu uğraştan kazanılan ise ne yazık ki tek bir parça olmuştu.

OPEN YOUR EYES (1997) YES 54-55
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Billy Sherwood - Elektronik klavye, Gitar, Vokal
Alan White - Davul, Perküsyon

1997’de Rick Wakeman’ın tekrar ayrılması ile Billy Sherwood topluluğa katıldı ve “Open Your Eyes” albümü piyasaya sürüldü. Albümde bir toparlanma hissediliyordu, eski sound yakalanma yolunda idi. İki muhteşem parça “Universal garden” ve “From The Balcony” olağanüstü keyif verdi…

THE LADDER (1999) YES 56 - 59
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Billy Sherwood - Gitar, Vokal
Igor Khoroshev – Klavye, Vokal
Alan White - Davul, Perküsyon

Albümün giriş parçası “Homeworld” için YES’in tam anlamıyla geri dönüşü diyebilirim. Beni çok mutlu etmiştir. Yıllar sonra yüzüm gülmüştür… Albümde Homeworld dışında “It’ll Be a Good Day, Face to Face ve Fragile albümünde yer alan “We Have Heaven” adlı parçadan esintiler taşıyan “Can I?” kayda değer çok iyi işlerdir.

MAGNIFICATION 2001 YES 60 - 65
Jon Anderson - Vokal
Steve Howe - Elektrikli ve akustik gitarlar, Vokal
Chris Squire - Basgitar, Melodik Bas gitar, Vokal
Igor Khoroshev, Tom Brislin - Klavye, Vokal
Rick Wakeman – Klavye (Tur konserlerinde)
Alan White - Davul, perküsyon

Magnification albüme adını veren parçayı ilk kez dinlediğimde YES ateşinin hiçbir zaman sönmeyeceği duymaktan çok mutlu olmuştum. Evet kötü işler olmuştu, oluyordu ama bir dönemin de kapanmakta olduğunu görüyorduk…
Kısaca albümden bahsetmek gerekirse; 2001 yılı bu albümün tanıtılması için çıkılan tur, senfonik orkestralarla verilen konserlerle YES’in platin yılı olmuştur adeta. 21 Ağustos’ta “THE YES SYMPHONIC TOUR” başlığı altında Philadelphia’da, 22 Kasım 2001’de Hollanda’da verilen olağanüstü konser kayıtları buna çok güzel bir örnektir.

10 parçadan oluşan Magnification albümünden birbirinden güzel, muhteşem tam 6 YES parçası radarıma takıldı. Bunları en kaliteli yorumları ile YES dosyasında bulabileceksiniz. Bu albüm bana göre benim müzik ilahlarımın son birlikteliği oldu. 2011’de Fly From Here ve 2014’te Heaven & Earth adıyla çıkan gurubun son albümleri başarısız oldu. Zaten gurupta Jon Anderson ve Rick Wakeman yoktu. Alan White ise belki de bir hastalık geçirmekteydi, son görüntüleri beni ağlattı…
2015’te Chris Squire guruptan sonsuzluğa uğurlanan ilk isim oldu. Gayet açıklıkla söylemeliyim ki 1969’da “Survival” ile başlayan serüven, 2001 de “Magnification” ile kapandı.

65 muhteşem eser…
100’lerce konser kaydı…

Evrende mutlu olabilmenin sırlarını açıklayan kitabın yazarıdır onlar…
Okuyup anlayabilene…