MERT SANDALCI

FENER / BALAT SERAMİK EVLERİ

KOLEKSİYONLAR > FENER / BALAT SERAMİK EVLERİ

FENER / BALAT SERAMİK EVLERİ

İçinde ışık yanan,
Ev gibi evler…
Eni boyuna denk,
Birbirileriyle dayanışma içinde
Sırt sırta, yan yana,
Kahve kokulu sohbetler,
Sardunyalı cumbalar…
Tıpkı Madam Ester’in şen kahkahası,
Hristo’nun keman sesi gibi,
Sımsıcak…
Beyhan Gürsoy (2006)

Koleksiyonun adı: Fener / Balat Evleri
Koleksiyonun ilgili olduğu ülke: Türkiye
Koleksiyon materyalinin üretildiği il: İstanbul,
Koleksiyon materyalinin üretildiği ilçe, semt: Fatih/ Fener, Balat
Koleksiyon materyalinin üretim yılları:
(2000-)
Koleksiyonun sürdürülebilirliği: Eserlerin yaratıcısı Beyhan Gürsoy ürettiği sürece gelişebilir. Şu an için 16 eserden bahsediyoruz.
Koleksiyon materyalinin cinsi: Seramik
Koleksiyon materyalinin imalat şekli: Model çalışması (1,5 yıl sürmüştür). Modelden üzerinden kalıp çıkartılması, kalıba döküm, bisküvi pişirimi, (1. fırınlama), renklendirme, sırlama, (2. fırınlama) çoğaltma.

1) Koleksiyonun yapım amacı:

6-7 yaşlarında aile büyüklerimizden babamın halası “İrfan Hala” Süleymaniye’de ahşap, cumbalı bir evde oturur, bayramlarda ziyaret için gittiğimizde bambaşka duygulara kapılırdım. Bambaşka duygu deyince gerçekten tarifi imkânsız gibi duruyor ama anlatmayı deneyeyim. Bu duyguyu sonraki yıllarda ayakkabımı boyatırken, arabamı yıkatırken, evdeki mobilyalara gomalak cila vurulurken hissederdim. Son mat kalan bölge parlamaya başladığında yüzümde bir sıcaklık olur, meltemsi, ılık bir esinti duyardım, işte o an yaşadığım mutluluk ve huzurun “tamamlama duygusundan” kaynaklandığını düşünürüm. Sanki o andan itibaren eksik bir parçam kalmamıştır ve hayata “Oh, şükür” diyerek bakabilirim. Peki İrfan Halanın evinde neden böyle bir duygu yaşardım? Okuduğum Kemalettin Tuğcu hikâyeleri buna sebep olabilir miydi? Belki de babadan geçen koleksiyonculuk geni… Bilmiyorum…
Ama 2019 Aralık ayında Balat’ta, sonradan adının “Balart Sanat Galerisi” olduğunu öğrendiğim mekânın vitrinine çakılıp kaldığımda çocukluğumda yaşadığım bu garip duyguları yeniden yaşıyor, bir anda ortaya çıkıveren meltem kuvvetlice esiyordu.
Kapıyı açıp içeri girdiğimde bu koleksiyonu yapıma amacım beynimde şekillenmişti
Yıllar öncesinde yaşadığım, tarifinde de hayli zorlandığım bir duyguyu her defasında kütüphanemin rafına baktığımda yaşayabilecektim.
Beyhan Gürsoy’un asistanı Gizem Güney beni bilgilendirmeye başladığında sitemde derhal yayınlamam gereken bir koleksiyonla karşı karşıya olduğumu ve keyifle üstüne koyarak kalıcı bir sunum için çalışma kararını vermiştim.
Sadece bu kadarla da değildi…
Sohbete başladıktan ve bu koleksiyonun nasıl bir uğraşı sonucu ortaya çıktığını öğrenince bu küçük şirin seramik evlere bambaşka anlamlar yüklemeye başladım. Adeta tarihin canlı tanıkları gibiydiler.

Süreç:

Sanatçımız Beyhan Gürsoy, 2000 yılında Balat’a yerleştikten sonra ilk olarak atölye olarak kullandığı evin restorasyonunu gerçekleştirmiş burayı “Balart Sanat Evi” olarak düzenlemişti. Bunu yaparken gerekli izinleri almak deveye hendek atlamaktan zor olmuştu. O bir ilkti ancak gelecek günlerde bu güzelim semt dikkat çekmeye başlamış, gündeme gelmiş, Fener ve Balat’a göz koyanlar yeni projeler üretmeye başlamışlar, eski yapıyı kökünden kazıyıp, binaları yeniden inşa etmek için harekete geçmişlerdi. 1998’de ciddi rahatsızlıklar baş gösterdi, endişeler arttı. Projeler onaylanıyor, yıkım kararları alınıyordu. Tam da başarmak üzereydiler ki Çiğdem Şahin, Beyhan Gürsoy ve arkadaşlarına takıldılar. Semt sakinleri el ele vererek FEBAYDER (Fener-Balat Mülk Sahipleri ve Kiracıları Koruma Derneği) adıyla bir dernek kurdular. Başkanlığını Hasan Acar üstlendi, Çiğdem Şahin Başkan Yardımcısıydı. Pek çok sanatsever de onlara katıldı, gidişata dur diyebilmek için çok çaba harcadılar, Birleşmiş Milletlere kadar müracaat ettiler, nihayetinde 2010’da Unesco’dan bir heyeti bölgeye getirmeye muvaffak oldular ve koruma kararı aldırmayı başardılar. 2012’de projenin durdurulmasına ait açılan dava kazanıldı, Balat ve Fener kurtarıldı. Bütün bu çabalar 2016’da İş Bankası Yayınlarından çıkan, editörlüğünü Zeynep Ahunbay, İclâl Dinçer ve Çiğdem Şahin’in yaptığı “Neoliberal Kent Politikaları ve Fener - Balat – Ayvansaray, Bir Koruma Mücadelesinin Öyküsü” adlı kitapta ortaya kondu.
Bu günler zarfında hoşuna giden özgün mimari yapıları fotoğraflayan Beyhan Gürsoy zahmetli ama keyifli bir uğraşa soyunmuş, 15 parçadan oluşan “Fener / Balat Evleri koleksiyonunu üretmişti.

2) Koleksiyon, nasıl başladı:

Bu hikâyeyi dinledikten sonra geriye yapacak tek şey kalmıştı. Acaba bütün koleksiyona sahip olabilmek mümkün olabilir miydi? 2019 yılının son haftasında Balart’ın seramik fırını adeta bana çalıştı, mevcutların yanına eksik olan evler de üretildi ve 2020’nin ilk günlerinde 16 (15 Ev +1 Çatana) parçalık koleksiyon tamamlanmış oldu.

Bir küçük hatırlatma da yapmadan geçmeyeyim. Küçük seramik evler ile ilgili eşim Gülnur Sandalcı ile birlikte gezdiğimiz, gördüğümüz yerlerden yıllar öncesinden hatıra kabilinden birkaç parça edinmiştik. Özellikle Kıbrıs’ta kaldığım otelde bulduğum minik evlerin bulabildiğim çeşitlerinin hepsini almıştım. Ama bunlar asıllarına ne kadar sadık yapılmışlardı?

Geçen yıl Bodrum Yalıkavak’ta “Masal Gibi Seramik Evi”nde rastlayıp aldığım küçük kilisenin de arkadaşları, kardeşleri olacak, bu yıl da onların peşine düşeceğim inşallah.

Ama bu örneklerin ne kadar bilimsel bir çalışma ürünü olduğu konusu meşkuk. Ayrıca detay konusunda çok farklı bir yerde duruyorlar. Bu arada bir tesadüf tam bu koleksiyonu yayınlamak üzere iken Nişantaşı Rüştü Uzel Sergi Alanında sanatçı Tuğrul Eroğlu’nun bir dizi minik eviyle karşılaştım. Kendisi ile konuşma fırsatını buldum. O da gerçek görüntüleri esas almamış, hayalinde canlandırdıklarını seramiğe dökmüştü. Şirinler ya da Walt Disney’in çizgi filmlerinin birer objesi gibi duran bu evlerin de farklı tiplerde olanlarının hepsinden edindim.

Son olarak,
Fener - Balat evleri konusundaki, koleksiyonumuzun keyifli parçalarından birisi de Beyhan Hanımın eşi Alptekin Bey’den… Bir küçük Haliç çatanası… Tadından yenmiyor.

3) Türkiye’de ve dünyada durum:

Ülkemizde korunulası tarihi evler üzerine belirli bir hedefi ve fikri olan böyle sabırlı ve özenli başka çalışma yapıldığını sanmıyorum. Bence ilk ve tektir. Uluslararası düzeyde ise mutlaka ele alınmış, ciddi projeler geliştirilmiş olabilir. Umarım gelecekte edineceğimiz bilgilerle hep birlikte durumu açıklığa kavuştururuz.

4) Temenniler:

Evlerinde oturarak bu güzellikleri ekran başında izleyen dostlarımın da Balat ve Feneri gezen yabancı turistler kadar konuya ilgi duymaları, bu özgün çalışmalardan örnekler edinerek, sanatçılarımıza üretebilmeleri için enerji vermeleri, haliyle “Rum Okulu” için de kolların sıvanması…